YALAKA OLAN BİR YALÇIN DOĞAN KLASİĞİ (ALINTI)
Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğan, akıl hocasının kendisine verdiği fitne haritası eşliğinde, MHP’yi kalemine dolamaya devam ediyor.
ABD’nin kucağında oturan ve MHP’yi karıştırmak için bir dönem yoğun faaliyet gösteren ve bu faaliyetlerinde sahtecilik suçuna dahi bulaşıp, ceza alan muhteremin bir dönem adeta köşesinde avukatlığını yapan Yalçın Doğan, yine ondan aldığı yalan bilgiler ışığında MHP’ye saldırılarını sürdürüyor.
Yalçın Doğan’ın dün köşesinde kaleme aldığı “MHP’nin ABD’ye son ipi türban” başlıklı yazısı buram buram, o muhteremle yapmış olduğu istişarenin ürünü olarak kendini hissettirmektedir.
Yalçın Doğan, MHP’nin her değerine karşı alerjili birisi ve bunun için her konuda MHP’nin zarar görmesi için mücadele vermektedir. MHP’ye zarar vereceğine inandığı her türlü adımı da hiçbir mantığı olmadan köşesinde sürekli dillendirmektedir.
“MHP takıntısı” yüzünden tedaviye muhtaçlığı artık ayyuka çıkan Yalçın Doğan, yazısında Ülkü Ocakları’nda geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen görev değişikliklerine de burnunu sokarak,”acaba buradan bir şey tutturabilirim” diye bir fitne sondajı atmıştır.
Ama buradan da çıkartacağı tek gerçek, kendisinin küçüldükçe küçülmesi ve MHP takıntısı yüzünden acınacak bir hale gelmesi olacaktır.
Yalçın Doğan, Muğla Ülkü Ocakları ve Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen görev değişikliklerini, ABD’nin isteği doğrultusunda MHP yönetimin yaptığına dair haysiyetleri ayaklar altına atacak, iftira merkezli bir yorumda bulunmuştur.
Muğla Ülkü Ocakları’nda yapılan değişiklikle ilgili o dönem yine Yalçın Doğan türünden yazarların yapmış olduğu iftiralı yorumlara Ülkü Ocakları Genel Başkanı Harun Öztürk, yaptığı basın açıklaması ile “Marmaris Limanı'na demirleyen ABD gemisini protesto ettikleri için Muğla İl Ocak Başkanı ve Marmaris Ocak Başkanlarının Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından cezalandırılıp, görevden alındığına dair basınımızda yer alan haberler ve iddialar tamamen asılsızdır. “ şeklinde cevap vermişti. Daha sonra kaleme aldığı bir yazısı içerisinde de “Muğla Ülkü Ocaklarındaki olağan değişimin, mütareke basının tüm özelliğini taşıyan, güdümlü ve çıkar grupları tarafından kontrol altında tutulan bazı medya grupları tarafından saptırıldığı, ardan ve hayâdan yoksun bazı sözde kalem erbabı tarafında da kasıtlı bir şekilde çarpıtıldığına şahit olunmuştur. Mezkûr değişikliğin geri planında ise, aynı günlerde Muğla İlinde cereyan eden bir protesto eyleminin olduğu ileri sürülmüştür. Zira bu iddia en nazik ifadeyle insafsızlık, son tahlilde de hayâsızlık olacaktır. Bu iddia bir iftira, iddia sahibi de müfteri konumundadır. Muğla Ülkü Ocaklarındaki olağan bir görev değişimin üzerinde koparılan iftira kampanyası karşılığında; Türk kamuoyunun her şeye ve herkese rağmen doğru bilgilendirilmesinin “yüksek bir ahlak” gereği olduğuna inanan Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından konu ile ilgili bir açıklama da yapılmıştır.” Cümleleri ile de yapılan açıklamanın sebeplerine ışık tutmuştu.
Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sayın Harun Öztürk, Yalçın Doğan gibilere o gün de, bugün de adeta kapak olacak cevabı vermişti. Fakat Yalçın Doğan gibiler, kendilerinde var olan “MHP takıntısının” seviyesini tamamen kaybetmesi yüzünden, o gün de, bugün de işlerine gelmeyeceği için bu cevapları anlamazlıktan gelmektedirler.
Gelelim Yalçın Doğan’ın geçtiğimiz yıllarda Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde yapılan değişiklikle ilgili saçma-sapan yorumuna…
Yalçın Doğan, bu değişikliği MHP içinde fitne ve fesata “Ümit” olarak çıkarılmış, bu konunun profesörlerinden aldığı akılla şu şekilde değerlendirmiş…
“Irak Savaşı başladığında, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alişan Satılmış Ankara’da Amerikan Büyükelçiliği yöneticilerine, "Siz Irak’ta Müslümanlara katliam yapıyorsunuz" diye çıkışıyor. "Müslümanlara..." Bir hafta sonra, Alişan Satılmış görevinden alınıyor. Görevden alan elbette MHP yönetimi.”
O değişikliğin yapıldığı dönemde, ben Ülkü Ocakları Genel Sekreteri idim… Yaşanan tüm gelişmeleri en ince ayrıntısına kadar bilen bir kişi olarak, Yalçın Doğan ve benzerlerinin kesinlikle bir tedaviden geçmesi gerektiğini tüm kamuoyuna buradan duyuruyorum.
Yalçın Doğan’a da buradan şu çağrıyı yapıyorum:
MHP ve Devlet Bahçeli konusunda, tedaviye cevap verilmeyecek şekilde ‘takıntılı ve alerjili’ olan Yalçın Doğan, atmış olduğun bu iftiranın MHP ve Ülkü Ocakları’ndan tekzibini beklemeden, çok sıkı-fıkı dost olduğun ABD’lilerden bu konu ile gerçek bilgileri alıp, köşende yayınlamanı bekliyoruz… Eğer iddia ettiğin gibi ABD’nin istekleri doğrultusunda, MHP yönetimi bazı değişiklikler yapıyorsa, bunu ABD kanalıyla ispat etmezsen şerefin piyasada ayaklar altında sürünecektir… En haysiyetli yol, bunu ABD’li dostların aracılığı ile ispat etmendir. Bu çağrımızın cevabını köşende bekleyeceğiz… Bakalım şerefini kurtaracak mısın?
Kaldı ki, ABD’nin isteği ile MHP yönetimi tarafından görevden alındığını iddia ettiğin dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sayın Alişan Satılmış, 21.Nisan.2005 tarihli Ortadoğu Gazetesindeki “Nerden Baksan Tutarsızlık!” başlıklı makalesinde “ABD’liler, MHP ile görüşerek beni görevden aldırdı… Ben de Bush’la görüşerek Edelman’ı görevden aldırdım… Birinci cevaba inanalar, ikinci cevaba da inanmalıdırlar” diyerek Yalçın Doğan ve benzerlerinin bu iddiası ile resmen dalga geçmişti.
Ayrıca o yazısı içerisinde, yapılan görev değişikliği ile ilgili iftira ve yalanlara En’am Suresinde bir ayet ile cevap vermiştir:
“Onlara de ki; Yanınızda bize karşı çıkabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” (En’am Suresi – 148. ayet)
Yalçın Doğan’ın yazısı içerisinde iftira ve yalanlarına dayanak olsun diye ismini zikrettiği Alişan Satılmış da bunları dedikten sonra, Yalçın Doğan’a düşen görev, bu değişikliği eğer ABD yaptırdıysa, bunu ABD’li dostlarının ağzından, belgeli bir şekilde ispat etmesini beklemek olacaktır. Tüm MHP ve Ülkü Ocakları mensupları, Yalçın Doğan’ın bu iftiralarının ispatını beklemektedir.
MHP ve Ülkü Ocakları’nın tüm mensupları, emperyalizmin her çeşidine karşı bedel ödeyecek kadar ve kendi milli değerlerini koruyacak şereflidir.
Bakalım Yalçın Doğan’ın şerefi ve haysiyeti hangi ölçüde durmaktadır.
TÜRBAN VE YALÇIN DOĞAN
Türk Milliyetçiliği düşmanı olduğunu her fırsatta, yazılarının arasına serpiştirdiği cümlelerle gösteren Yalçın Doğan, üniversitelerde başörtüsü yasağı ile mağdur olan öğrencilerin yaşadığı sıkıntıyı gidermek için adım atan MHP’nin tavrını da, ABD ile ilişkilendirmiş…
Bu nasıl bir zekâ, bu nasıl bir mantık inanın ben anlamadım, anlayan varsa izah ederse minnettar olacağım…
AKP’nin ABD yapımı olması ile MHP’nin Türkiye’de toplumsal bir mesele olan başörtüsü yasağını kaldırma yönündeki somut adımını eşitliyor…
Yalçın Doğan bu konu için “MHP ile AKP arasında da, artık su sızmıyor. Çok milliyetçi MHP ile Amerikan yapımı AKP türbanda buluşuyor.” yorumunda bulunuyor.
Yalçın Doğan, PKK’ya yönelik yapılması istenen operasyonlara Türkiye’de ilk karşı çıkan yazar sendin ve o dönem ABD ve AKP de bu operasyonlara karşı olduğu her fırsatta söylüyorlardı. Fakat MHP’nin Türkiye’de yaratmış olduğu milli atmosferden dolayı PKK konusunda strateji değişikliğine gitmişlerdi.
Senin bu akıl almaz mantıklarına bakarak, sen ABD, AKP ve PKK ekseninde hangi noktada buluşuyor ve duruyorsun?
MHP, başörtüsü yasağı konusunda, istismardan öteye gitmeyen ve Türkiye’nin ciddi birçok tehlikesini kamuoyuna göstermemek için başörtüsü meselesi ile örten AKP’yi köşeye sıkıştırmış ve çözüm noktadasın da mutabakat seviyesine getiriyor ama Yalçın Doğan, bu meseleyi “Bunun inançla, özgürlükle ilgisi yok. Bunun adı oylara inanç avcılığı. Oysa türban AKP’ye ait. AKP’ye koltuk çıkarak, türban üzerinden oy avcılığı boşa sıkılan kurşun gibi.” gibi cümlelerle değerlendiriyor.
MHP, gerek iktidarında gerekse muhalefette iken başörtüsü meselesinin toplumsal uzlaşma ile çözülmesi için, sürekli iyi niyet sahibi iken, diğer partileri de bu niyette buluşturmak için her türlü mücadeleyi vermişken, ”MHP ne yaptı?” diye sormak Yalçın Doğan’ın zekâ ürününden başka bir şey değildir?
Beyninden zekâ fışkıran Yalçın Doğan’a sormak lazım… MHP, bu konuda hiçbir zaman yasağın sürmesini isteyen bir açıklaması olmuş mudur?
57.Hükümet zamanı koalisyon ortakları içinde zaten DSP ve ANAP bu konuyu, bir önceki hükümetleri döneminde (56.hükümet) yasaklayan partilerdi…57.Hükümet zamanı da MHP, toplumsal uzlaşma adına çağrılar yaparak, bu yasağın kalkması için hep çağrılarda bulunmuştur. Ama bu konuda sadece kendi varlığı hissedilmiştir.
Fakat MHP şimdi, mecliste çoğunluğu elinde bulunduran ve bu konuda istismar uzmanı olarak, beş yılını doldurmuş AKP’yi köşeye sıkıştıran çağrıda bulunmuştur. AKP’nin kaçış yolu bulabileceği bir durumu artık kalmamıştır. DSP ve ANAP gibi o dönem yasağı koymuş partilerle, başörtüsü meselesini sürekli “çözeceğiz” diyen bir partinin yaklaşımı bir olabilir mi?
Yalçın Doğan, geçtiğimiz günlerde sana bu köşeden mantıklı yazılar yazman noktasında çağrıda bulunduk… Ama sen MHP hakkında bu şekilde yazılar yazmaya devam ettiğin sürece, mantıksızlığın en dibe çökmüş halini de senin yazılarında görmeye devam edeceğiz…
MHP takıntısı ve alerjisi, seni bu kadar mantıksız yapmaya sevk ediyorsa, medyaya mantıklı düşünen bir yazar kazandırma konusunda, bu “alerji ve takıntı” noktasında tedavi için her türlü yardımı yapmaya hazırız…
Bir çağrı düş yeter…
İspat etmek iddia sahibinin görevidir. İddiasını ispat edemeyene ne denir biliyor musun?
Yıldıray Çiçek


