ABD’YE GÜVENME, AKP İLE HAREKET ETME…
TSK’nın Irak’ın Kuzeyinde operasyonları sürerken, “Bela Temizlerken, Başımıza Bela Almayalım” başlıklı bir yazı yazmış ve o yazı içerisinde şu tespitlerde bulunmuştum.
*TSK, büyük bir fedakârlıkla PKK ile mücadelesini sürdürüyor fakat burada en büyük dikkat edeceği unsur ABD’nin bölgedeki menfaatlerine yönelik yapmış olduğu sinsi planların tuzağından kendisini koruması olmalıdır.
*Türk milletinin büyük güvencesi TSK, hem ABD’nin şubesi gibi çalışan AKP’ye, hem de Ortadoğu Bölgesi’ne kanlı kaos getiren ABD’ye karşı bu manada dikkat etmelidir.
*ABD, menfaatleri için her an, her türlü duruş değişikliğine gidecek kadar tecrübeli iken, AKP’nin bu tecrübeye katkıları ortada iken, Türkiye’yi korumak için en çok hassas olması gereken TSK gözünü dört açmalıdır.
Bu ve benzeri tespitlerde, ne kadar haklı olduğumuz, son yaşanan gelişmelerden sonra ortaya çıkmıştır. ABD ve AKP arasındaki bölgesel planlar, TSK’yı zamanlama hatasına düşürüp, imaj konusunda tartışmalar başlamıştır.
ABD, AKP, Barzani, Talabani arasındaki diyalog sürecinde ortaya çıkan gizli yahut açık anlaşmalara denk gelen bir süreçte, TSK’nın apar-topar ve ABD Başkanı Bush’un zekâsına yakışır ukalalıkta “Kürdistan’dan çıkın” demesi üzerine çekilmesi tartışmaları alevlendirmiştir. ABD’nin bu tavrına AKP’nin boyun eğmesi ve susması da, TSK’nın geri çekilmesi tartışmalarını, TSK üzerine havale etmektedir.
AKP işine geldiğinde “Genelkurmay Başbakanlığa bağlı kurumdur” işine gelmediğinde “Kendileri karar vermiştir” demektedir. AKP, her konuda da siyasi karakterine uygun davranışlar içinde, kurnazlıklar göstermektedir.
TSK’nın geri çekilmesinde, ABD’nin Türkiye üzerinde oluşturduğu baskı, ABD’nin emir kulu AKP’den değil, TSK’dan sorulmaktadır.
Operasyonlar öncesindeki ve sonrasındaki gelişmelere çok dikkatli bakmak lazımdır. ABD ve AKP arasında uyum, TSK’nın imajını zedelemeye dönük hamleler içermektedir. TSK üst düzey yöneticileri, bu konuda dikkatli olmalıdır.
Karşımızda bugüne kadar PKK’yı ve onları himaye eden Barzani-Talabani’yi korumuş bir ABD ve ona uyum sağlamada her türlü siyasi hüneri gösteren AKP vardır.
AKP, içine düştüğü acizliği, TSK’nın kurumsal kimliğini kullanarak kapatmaya çalışmaktadır.
MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında “Sayın Başbakan’ın sonradan giriştiği tevil çabaları ve kamuoyunu yatıştırmak için başlattığı yönlendirme kampanyaları, bu acı gerçeği değiştiremeyecek, AKP hükümetini devletin itibarının aşınmasına ve inandırıcılığının sorgulanmasına yol açma vebalinden kurtarmaya yetmeyecektir.” Şeklinde yapmış olduğu tespitler, burada öncelikli sorumluluğun AKP’nin olduğu göstermektedir.
TSK’nın operasyonlar konusunda üzerine düşeni başarı ile yapmış olması, ABD-AKP arasındaki emir-komuta zincirini kapatmaya yetmemektedir.
Bu manada ABD ve AKP ilişkilerini kendi boyutunda incelemek,olayların arka planını daha net görmemizi sağlamaktadır.
İşgal ettiği Irak’ta bir Kürdistan peydahlamaya çalışan ABD karşımızda bulunmaktadır. AKP aracılığı ile ABD’ye güvenmek, Türkiye’ye yapılan en büyük ihanettir. Bu ihaneti herkesin görmesi gerekmektedir.
ABD, AKP, Barzani ve Talabani arasındaki birliktelik sürdüğü müddetçe, PKK Türkiye’ye karşı bela olmayı sürdürecektir.
Operasyona ABD izin verdi, operasyonu küstahça “bitirin” diyende ABD olmuştur. Bütün tartışmalar, güvensizlikler, imalar hep bu yüzden çıkmaktadır.
ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisi, o etkisi emir kabul eden siyasiler olduğu sürece bu tartışmaların bitmesi mümkün değildir.
Türkiye kendini korumak ve başındaki belalara yönelik köklü çözüm için operasyon yapıyor, ABD bunu engelliyor… Sözde stratejik ortağın, sözde müttefikin gerçek yüzü budur. Bu yüze hizmeti misyon edinmiş AKP, kimseyi aldatmamalıdır.
ABD, AKP’nin gerçek yüzü ve gerçek kimliği operasyonların durdurulması noktasında bir kez daha anlaşılmıştır. TSK’nın üst düzey yöneticileri, ABD ve AKP arasındaki hücre birlikteliğinden kendini özenle korumalıdır.
ABD-AKP arasındaki anlaşmalar, Türkiye’yi bataklığa sürüklemektedir. Herkes bu durumu görmeli ve konumunu ona göre ayarlamalıdır.
ABD’ye güvenmek hata, AKP ile hareket etmek ise Türkiye’ye bela açmaktadır…
*TSK, büyük bir fedakârlıkla PKK ile mücadelesini sürdürüyor fakat burada en büyük dikkat edeceği unsur ABD’nin bölgedeki menfaatlerine yönelik yapmış olduğu sinsi planların tuzağından kendisini koruması olmalıdır.
*Türk milletinin büyük güvencesi TSK, hem ABD’nin şubesi gibi çalışan AKP’ye, hem de Ortadoğu Bölgesi’ne kanlı kaos getiren ABD’ye karşı bu manada dikkat etmelidir.
*ABD, menfaatleri için her an, her türlü duruş değişikliğine gidecek kadar tecrübeli iken, AKP’nin bu tecrübeye katkıları ortada iken, Türkiye’yi korumak için en çok hassas olması gereken TSK gözünü dört açmalıdır.
Bu ve benzeri tespitlerde, ne kadar haklı olduğumuz, son yaşanan gelişmelerden sonra ortaya çıkmıştır. ABD ve AKP arasındaki bölgesel planlar, TSK’yı zamanlama hatasına düşürüp, imaj konusunda tartışmalar başlamıştır.
ABD, AKP, Barzani, Talabani arasındaki diyalog sürecinde ortaya çıkan gizli yahut açık anlaşmalara denk gelen bir süreçte, TSK’nın apar-topar ve ABD Başkanı Bush’un zekâsına yakışır ukalalıkta “Kürdistan’dan çıkın” demesi üzerine çekilmesi tartışmaları alevlendirmiştir. ABD’nin bu tavrına AKP’nin boyun eğmesi ve susması da, TSK’nın geri çekilmesi tartışmalarını, TSK üzerine havale etmektedir.
AKP işine geldiğinde “Genelkurmay Başbakanlığa bağlı kurumdur” işine gelmediğinde “Kendileri karar vermiştir” demektedir. AKP, her konuda da siyasi karakterine uygun davranışlar içinde, kurnazlıklar göstermektedir.
TSK’nın geri çekilmesinde, ABD’nin Türkiye üzerinde oluşturduğu baskı, ABD’nin emir kulu AKP’den değil, TSK’dan sorulmaktadır.
Operasyonlar öncesindeki ve sonrasındaki gelişmelere çok dikkatli bakmak lazımdır. ABD ve AKP arasında uyum, TSK’nın imajını zedelemeye dönük hamleler içermektedir. TSK üst düzey yöneticileri, bu konuda dikkatli olmalıdır.
Karşımızda bugüne kadar PKK’yı ve onları himaye eden Barzani-Talabani’yi korumuş bir ABD ve ona uyum sağlamada her türlü siyasi hüneri gösteren AKP vardır.
AKP, içine düştüğü acizliği, TSK’nın kurumsal kimliğini kullanarak kapatmaya çalışmaktadır.
MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında “Sayın Başbakan’ın sonradan giriştiği tevil çabaları ve kamuoyunu yatıştırmak için başlattığı yönlendirme kampanyaları, bu acı gerçeği değiştiremeyecek, AKP hükümetini devletin itibarının aşınmasına ve inandırıcılığının sorgulanmasına yol açma vebalinden kurtarmaya yetmeyecektir.” Şeklinde yapmış olduğu tespitler, burada öncelikli sorumluluğun AKP’nin olduğu göstermektedir.
TSK’nın operasyonlar konusunda üzerine düşeni başarı ile yapmış olması, ABD-AKP arasındaki emir-komuta zincirini kapatmaya yetmemektedir.
Bu manada ABD ve AKP ilişkilerini kendi boyutunda incelemek,olayların arka planını daha net görmemizi sağlamaktadır.
İşgal ettiği Irak’ta bir Kürdistan peydahlamaya çalışan ABD karşımızda bulunmaktadır. AKP aracılığı ile ABD’ye güvenmek, Türkiye’ye yapılan en büyük ihanettir. Bu ihaneti herkesin görmesi gerekmektedir.
ABD, AKP, Barzani ve Talabani arasındaki birliktelik sürdüğü müddetçe, PKK Türkiye’ye karşı bela olmayı sürdürecektir.
Operasyona ABD izin verdi, operasyonu küstahça “bitirin” diyende ABD olmuştur. Bütün tartışmalar, güvensizlikler, imalar hep bu yüzden çıkmaktadır.
ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisi, o etkisi emir kabul eden siyasiler olduğu sürece bu tartışmaların bitmesi mümkün değildir.
Türkiye kendini korumak ve başındaki belalara yönelik köklü çözüm için operasyon yapıyor, ABD bunu engelliyor… Sözde stratejik ortağın, sözde müttefikin gerçek yüzü budur. Bu yüze hizmeti misyon edinmiş AKP, kimseyi aldatmamalıdır.
ABD, AKP’nin gerçek yüzü ve gerçek kimliği operasyonların durdurulması noktasında bir kez daha anlaşılmıştır. TSK’nın üst düzey yöneticileri, ABD ve AKP arasındaki hücre birlikteliğinden kendini özenle korumalıdır.
ABD-AKP arasındaki anlaşmalar, Türkiye’yi bataklığa sürüklemektedir. Herkes bu durumu görmeli ve konumunu ona göre ayarlamalıdır.
ABD’ye güvenmek hata, AKP ile hareket etmek ise Türkiye’ye bela açmaktadır…
