Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

ÜLKÜCÜ HAREKET

1 tane "fitneçağ tv ve gazetesinin ülkücülükle alakası yoktur" etiketli yazı bulundu "fitneçağ tv ve gazetesinin ülkücülükle alakası yoktur" tagli diger ogeler resimler , videolar

FİTNEÇAĞ TV VE GAZETESİNİN ÜLKÜCÜLÜKLE ALAKASI YOKTUR

tvbuton Türk Milliyetçiliğinin, 80 öncesindeki Hergün gazetesi dışında, iddialı bir yayın organı, ne yazık ki, hiç olmadı. Basın-Yayın sektörü tekelleştiği ve çoğunluğu, gayrı-milli olduğundan, Türk Milliyetçileri üzerinde bir karartma politikası izler. Türk Milliyetçiliğinin yegane siyasi organı olan MHP’ye ya hiç yer vermezler, yada yalan yanlış bilgilerle donatılmış haberlere konu ederler.

İşte bu ortamda o gazete, ülkücülerin basındaki sesi olma iddiasıyla kuruldu. Ülkücüler büyük bir hevesle “artık bizim de çok satan bir gazetemiz” var diyebilecekti. Hepimiz sevindik tabi.

Aynı dönemlerde, Türk düşmanları MHP üzerinde operasyonlar yapıyor, CFR toplantılarında, okyanus ötelerinde MHP’ye yeni misyon ve yeni genel başkan hazırlıyorlardı. Küresel sermaye, bir yandan BOP projesine uyumlu birilerini iktidara hazırlarken diğer yandan da projelerini sekteye uğratabilecek Milli-kurumları dejenere etmenin hesabını yapıyordu.

Hesaba göre, önce ülkücüler arasında bilgi kirliliği oluşturulacak, ardından da parti ele geçirilecekti. Bunu gerçekleştirmenin en kolay yolu da, ülkücü tabanın itimat ettiği yayın organlarını kullanmaktı. Bizim çayın taşı ile bizim kuşu vuracaklardı yani.
Müstakbel Figüranlar araştırıldı. Rollere uygun kabiliyetler kısa zamanda bulundu.

***

FitneÇağ gazetesindeki bazı köşe yazarları, bir dönem MHP’de ikbal aramış, bu istekleri gerçekleşmediğinden, MHP genel başkanına kinleri vardı, üstelik Maocu zındık çizgisi ile Türk Milliyetçiliğini birbirine karıştırma eğiliminde idiler.
Bunlardan birini yakından tanıma şansızlığım olmuştu.

Ocak Genel Merkezi ile Parti Genel Merkezi arasında mekik dokuyup, “Devlet Bahçeli sadece bizim için değil, tüm insanlık için büyük şans..” diye lafa başlayıp, “ne olur yardım edin, Devlet Bey beni seçilebilecek bir yerden aday yapsın...” diye yalvaran muhteremden bahsediyorum.

Her zaman söylüyorum, yine söylemeden edemeyeceğim.

Birisi size akşam “Efendim sizin uykunuz bile ibadet” diye ifratta bulunuyorsa, bilin ki, o sabah size ihanet edecek ve her türlü tefritte bulunacaktır.

Muhteremin, Başbuğ sonrası ilk kongrede “MHP ilk defa ABD güdümünde olmadan bir kurultay yapıyor” gibi aşağılıktan da aşağılık ifadede bulunduğunu bilindiği için kendisine sıcak davranılmıyordu ama yine de “edepsizlere de edepli olmaları için bir şans verilmeli” düşüncesiyle, ses çıkartılmıyordu.

Aday listesinde adını göremediği gün, bu dolma kalem için milat olmuş, kalemine doldurulan kirli mürekkepleri ülkücü camiaya boca etmeye hemen o tarihte başlamıştı.

Yakınlarda “ben Kuranı okudum, Başörtüsü İslam’da yok,... MHP de CHP gibi davranmalı...” babında yazdıklarını hatırlatalım da bu “ulusalcılık-bizans kalıntılarının” kimlerle yoldaşlık yaptığını anlayın.

Yaşı kemale erse de, Türk Milliyetçiliğinden nebze nasiplenmemiş Kılıç artığından ve bilhassa sol dergi ve gazetelerde stajını tamamlayıp, FitneÇağ’da “ülkücü” sıfatla köşe yazdırılmaya başlayan ucubeden hiç bahsetmiyorum bile.

Neyse, MHP üzerindeki operasyon için düğmeye basıldı.

Önce, “MHP muhalifi ülkücüler” gibi eşyanın tabiatına aykırı bir sıfatla köşe yazıları yazıldı. Hızını alamayan dolma kalemler, liderin şahsında Türk Milliyetçiliğini sorgulamaya başladılar.

İçlerine, kaşarlı sosyalistler ve ulusalcılık kusmuğu üreticileri de katılınca kadro tamam oldu.

MHP’nin barajı geçemeyeceğini, İP’nin patlama yapacağını... uzun uzun yazdılar. Bu, onların hem temennileriydi, hem de “misyonlarının” icabı.

Sosyalizmin, ateizmin ve bilumum zararlı ideolojinin paralelinde yazılıyor, ülkücülerin hoşuna gidecek başlıklarla servis ediliyordu. Ne tesadüftür ki(!), aynı yazılar farklı başlıklarla solcu dergilerde de yayınlanıyordu.

Yaşı müsait olanlar, 80 öncesinin Aydınlık ve Cumhuriyet gazetelerini hatırlar. Cumhuriyet, fikri zemini oluşturur, Aydınlık’ın isim, adres bilgilerini yayınladığı ülkücüler ertesi gün şehit edilirdi.

FitneÇağ, 80 öncesinin Aydınlık ve Cumhuriyet gazetesinin ikisinin de misyonunu devraldı. “Türkçü-Devrimci Diyaloğu” projesi meyvelerini vermeye başlamıştı. “Kızılelma” diye başladılar, elmayı yiyip, “Kızıllıkta” karar kıldılar. “Tezgahın farkına varanlar” gazeteden ayrıldı.

Maocu zındıkla kıtalararası ortaklıkları hayli ilerlemiş, “ticaret hacimleri” genişlemiş, tıkanan yollar “senaristler” tarafından bir bir açılıyor, büyük paralar elde ediyorlardı.
***

Senaristler, ilgili şahsı gerektiği kadar şişmanlattıktan sonra, akıl da verdiler.

“FitneÇağ TV’yi kurun! “

“Aman efendim, nasıl kurarız, en az 10 milyon lazım?”

“Kurun dediysek kuracaksınız! para mühim değil.”


Sadece gazete ile “MHP’yi ele geçirme operasyonu” başarısız olduğundan, bir de TV kurdurup, Milliyetçilik düşmanlığını yazılı halden, görüntülü hale de getirdiler.

Hedef kitle akıllarınca olgunlaştırılmış, artık “O gazete ne derse doğrudur” kıvamına getirilmişti.

Sabah akşam, MHP’yi, Türk Milliyetçiliğini kötülüyorlar, ne idüğü malum kişileri “Milliyetçilik otoritesi” diye ekranlara çıkartıyor, arka fonda “komünist enternasyonal marşı”, ön fonda milliyetçilik adına her türlü zararlı fikirleri enjekte ediyorlardı.

Onlara göre Devlet Bahçeli ve MHP “kötü” idi, “Maocu-CIA ajanı ve partisi iyi”.

Durumundan en memnun olan kaşarlı sosyalist idi. Kitaplarının reklamı bedava yapılıyordu. Kurdukları TV’de Türk Milliyetçiliği diye Maocu zındığın komün-kafasındaki irinler boca ediliyordu. Atatürkçülük diye Mao’un, Milliyetçilik diye Maocunun irinleri akıtılıyordu.

İşler tıkırındaydı. Her ne kadar “reklam pastasından” yeterli payı alamıyorlarsa da, arkalarında koskoca “küresel sermaye ve CFR gibi köklü bir yapı” vardı.

“Başkurt Muhsin” dediler... olmadı, “Türkçü Perincek” dediler... tutmadı...

Üşenmediler, Öz’den çaydan, Dağ’dan, bayırdan adam bulup, işte Genel Başkan adayı dediler... “Amerikancı, CFR’ci” olduğu çabuk anlaşıldı.

Ne yaptılarsa olmadı. Birkaç zeka fukarası dışında tek bir ülkücüyü dahi kandıramadılar.

Ne istediklerini MHP’ye Genel Başkan yapabilmişler, ne de MHP’nin meclise girmesini engelleyebilmişlerdi.

Eeee, “desteğin de” bir sınırı vardı. Lojistik, fikri ve maddi desteklerin hiç birinin karşılığı alamayan senaristler de haklı olarak muslukları kapattılar.

Ve, hazin son. FitneÇağ TV sizlere ömür.

Darısı gazeteye, tez zamanda inşallah diyerek, ülkücü tabana da birkaç cümle etmek gerekiyor.

***

Ülkücülerin büyük bir kısmı “FitneÇağ tezgahına karşı” çabuk uyanmış ve “bizim” olmadığını anlamış olmasına rağmen bazıları ısrarla, e-posta ile “TV’miz neden kapandı, çok üzüntülüyüz..” diye mesaj yollamaktadır. İşte bu yazıyı yazma mecburiyeti de ondan hasıl olmuştur.

FitneÇağ gazetesinin de TV’sinin de “düşmanlık” dışında MHP ve Ülkücülük ile hiç bir alakası yoktur. Daha önce de defalarca “bu gazete, sizin paranızla size sövüyor, Türk Milliyetçiliği düşmanlığını açıkça yapan diğer yayın organlarından daha tehlikelidir... görüntüye ayyıldız koyup arka planda enternasyonal marşı, ön planda da enternasyonal lakırdıları edenler Türk Milliyetçisi olamaz...” diye uyarmıştım.

Üzülmek yerine sevinin ülkücüler. Türkün yurdunda Türkün partisine ve Türkün liderine saldıran, edepsizlik şampiyonu bir irin ve Fitne Kanalı daha karardı. Darısı, Aydınlık-Cumhuriyet karışımı gazetelerine.

Küresel sermaye “binmediği eşeğe ot yedirmez, yedirdiğini de, verim alamazsa, geri ister. FitneÇağ’ın “borçlar” sebebiyle zor durumda olduğu, yakında da maddi destek kampanyası açacakları yönünde “içeriden” bilgi sızmaktadır.

Aman ha ülkücüler, aman... kendi paranızla kendinize sövdürmeyin, olur mu?

Bırakın batsınlar... layık oldukları irin ve fitne çukurlarında.