YALÇIN DOĞAN KURTAR ARTIK ŞEREFİNİ!
MHP ve TSK düşmanlığı konusunda sicili kabarık olanlar, ”bulanık suda balık avlamak” için gündemin ateşinden yararlanıp, yine oltaları ile piyasaya çıktılar.
Bu düşünce zavallılığı yaşayanlardan birisi de, bu köşede son zamanlarda sıkça “şerefini” sorguladığım, Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğan olmuştur.
Her sorgulamada, nasıl bir karakter taşıdığını tüm kamuoyunun gördüğü Sosyalist Yalçın Doğan, yine MHP’ye düşmanlık yapabilmek için iftira ve yalanları ile köşesinde yine şerefini sorgulayacağımız bir yazı kaleme almıştır.
Yazdığı yalan haberlerle o kadar küçülüyor ki, acısak mı yoksa çalıyı mı dolansak biz de şaşırdık.
Her yalanını, ortaya ölçüler koyarak ispatlaması için çağrılarda bulunduk…
Ama o ispatlamak yerine, biraz saklanıp, kısa bir süre MHP ile ilgili konularda ortada görünmüyor, sonra yine ABD’li dostları ya da kimlerle istişare yapıyorsa, onlardan aldığı bilgilerle yine rezil olmak için dalışlar yapıyor.
Rezil oldukça, bunu zevk haline getirdiği her halinden belli olan Yalçın Doğan, tekrar tekrar rezil olmak için elinden gelen tüm gayreti göstermektedir.
Yalçın Doğan, rezil oluşunu zevk alır hale getirmiş getirmesine de, Hürriyet Gazetesi’nin sahibi Aydın Doğan, bu rezillikleri hiç mi görmemektedir.
Sosyalist Yalçın Doğan’ın rezil olmak için yumurtladığı yeni yalanı da, MHP Genel Başkanı Sayın Dr.Devlet Bahçeli’nin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, randevu talep ettiği ve bu talebin geri çevrildiği yönündedir.
Sosyalist Yalçın Doğan, bu yalanları kimlerle istişare edip üretiyorsa, akıl sağlığı yerinde olmayanların bu birlikteliği oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bir yazarın her yazdığı yalan ve iftira olabilir mi?
Sosyalist Yalçın Doğan yazıyorsa olabiliyor…
MHP Genel Başkanı Sayın Dr.Devlet Bahçeli’nin istediğini iddia ettiği randevunun verilmediği iftirasını ve yalanını, kamuoyuna bilgi diyen sunan Yalçın Doğan’a yine bir çağrıda bulunuyoruz…
İspatla Yalçın Doğan!
Böyle bir randevu isteğinin olup-olmadığını ispatla, ispatlayamazsan şerefinin sorgulanması daha da yoğunlaşacaktır.
Daha önceki, şerefini kurtarmaya yönelik çağrımızı duymazlıktan ve görmezlikten geliyorsun ama tüm şerefli insanlar, bu çağrıların takipçisi olmayı sürdürecektir.
Yalçın Doğan’a bir önceki çağrımızı da tekrarlıyoruz ve ortaya saçtığı iftiraları sırası ile temizlemesini bekliyoruz. MHP ve Ülkü Ocakları’nda yapılan bazı değişiklikleri, ABD’nin şekillendirdiği iftirasını atan
Yalçın Doğan’a şöyle seslenmiştik:
“MHP ve Devlet Bahçeli konusunda, tedaviye cevap vermeyecek şekilde ‘takıntılı ve alerjili' olan Yalçın Doğan, attığı iftiranın MHP ve Ülkü Ocakları'ndan tekzibini beklemeden, çok sıkı-fıkı dost olduğun ABD'lilerden bu konu ile gerçek bilgileri alıp, köşende yayınlamanı bekliyoruz... Eğer iddia ettiğin gibi ABD'nin istekleri doğrultusunda, MHP yönetimi bazı değişiklikler yapıyorsa, bunu ABD kanalıyla ispat etmezsen şerefin piyasada ayaklar altında sürünecektir... En haysiyetli yol, bunu ABD'li dostların aracılığı ile ispat etmendir. Bu çağrımızın cevabını köşende bekleyeceğiz... Bakalım şerefini kurtaracak mısın?”
Yalçın Doğan, bu çağrımızı ne zaman yerine getireceksin?
Biz hatırlatmaktan bıktık ama sen herhalde bu çağrıları duymaktan bıkmadın… Yalçın Doğan, sen de biraz olsun şeref dürtüsü hiç mi harekete geçmiyor?
Bak her yazında şerefin biraz daha ayaklar altına düşüyor… Ne zaman dürüst bir yazar gibi davranacak ve iftirayı, yalanı bırakacaksın? Zararın neresinden dönersen kardır, gel topluma iftira soslu, yalan bilgiler sunmayı bırak…
Ama önce, yapman gereken temizliği yap…
Öncekileri zaten toplumda biliyor, sen de biliyorsun… Onları unutturamazsın…
MHP Genel Başkanı Sayın Dr.Devlet Bahçeli tarafından istenip de, Genelkurmay Başkanı tarafından
Cumhurbaşkanlığı sürecinde verilmediğini iddia ettiğin randevu konusunu da ispatlayacaksın. Şerefini kurtarman için bu ispatı yapmak zorundasın. İddiasını ispat edemeyenin şeref ve haysiyet derecesi nedir, onu da halkımız çok iyi bilir.
Bekliyoruz, acınacak hale düşen Yalçın Doğan…
Tamam mı?
İspatlama çağrıları konusunda, nereye kadar kaçacaksın, onu da çok merak ediyoruz…
Yalçın Doğan, randevu yalanı ve iftirası ile giriş yaptığı yazısının ortalarında, milletin manevi değerlerine sahip çıktı diye, eleştirmek için MHP’nin önüne çelenk bırakmaya gelen, iki emekli asker, dört kadın ve bir inşaat mühendisinin gördüğü tepkiyi de, askerlere saldırı olarak değerlendirme trajedisini göstermiştir.
(Bu konuda, gazetemiz yazarı Sayın Ramazan Kaan Kurt’un geçtiğimiz hafta çıkan “Atatürk, MHP Ve TESUD” başlıklı yazısını okumanızı önemle tavsiye ediyorum)
Yalçın Doğan için fitne-fesat olsun da, ne olursa olsun?
PKK’nın bir tezgâhı olarak hayata geçirilen ve (AB)(D)ullah Öcalan’ın övdüğü Şemdinli olayları ve isyanı biliyorsunuz, TSK ve Yaşar Büyükanıt’ın şahsını hedef alan gelişmelerdi.
Yalçın Doğan gibiler o günlerde, demokrasi, insan hakları gibi kavramlarla, PKK’nın söylemleri ile benzeşen ifadelerde bulunuyor… Bir tek MHP, o konuda dimdik TSK’nın kurumsal kimliğini koruyan duruş sergiliyordu.
Ne olduysa, TSK düşmanı Yalçın Doğan, bugün sözde TSK avukatlığına soyundu… Samimi olmadığını âlem biliyor, onun tek derdi, acaba iki düşmanımı birbirine düşürebilir miyim çabasıdır.
Yalçın Doğan yazısı içerisinde bir de, MHP’nin bundan dört yıl önce, Türkiye’deki içinde sendika, medya, odalar, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler vb. birçok kişi ve kurum olmak üzere 5000 kişiye yakın gönderilen kitapçıktan dem vurarak, iftira ve yalanlarını sağlamlaştırma çabasına girmiş.
Yalçın Doğan’ın düşünce ikizi bir yazara da, bu bilgileri vermiş ve MHP Genel Başkanı’nın 20 kamera ve 50 gazeteci önünde yapmış olduğu basın toplantısının kitaplaştırılmış halinin bu kurumlara gönderildiğini vurgulamıştım.
Kitaplaştırılan bu basın toplantısı metni, aynı zamanda TSK’da görev yapan bazı komutanlara da gönderilmişti. Ortada gizli bir mektup ve kitapçık yoktur. Siyasetin doğasında olan, görüşlerini kamuoyu ile paylaşma vardır.
MHP’ye ‘suskunluk sarmalı’ diye adlandırdığımız ambargo ve sansürün geniş uygulandığı bir dönemde, MHP demokratik çerçeveler ölçüsünde, herkese bire bir ulaşmayı propaganda olarak benimsemişti. Yapmış olduğu tabii hadise budur, bundan farklı anlamlar çıkarmak için insanın Yalçın Doğan gibi olması lazımdır. (Hulki Cevizoğlu’nun kulağı çınlasın)
Yalçın Doğan, ne TSK’yı ne de MHP’yi zerre kadar sevmez, bu iki kuruma olan düşmanlığını, Sosyalist beyninde en çok çalışan ana hücre haline getirmiştir.
Bu iki kurumu, birbirine düşürmek için, ciddi gerçekler bulamadığı için yalan ve iftirayı benimsemektedir.
Yalçın Doğan’ın, içinde MHP geçen her yazısı, her bilgisi yalandır, iftiradır. Aksini iddia ediyorsa, ispatlama çağrılarımızı yerine getirmelidir.
Biz kendimize, Yalçın Doğan’ı çok iyi tanıma noktasında o kadar güveniyoruz ki, sık sık tespitler yapıp şerefini kurtarması için kendisine çağrılar yapıyoruz…
Yalçın Doğan haydi, şu şeref dürtülerin harekete geçsin… Geçmeyince insanda oluşan kanaat, gerçek bilgiye dönüşmektedir…
Haydi, Sosyalist Yalçın Doğan’ım benim, ispatla iddialarını, kurtar şerefini… … Bekliyoruz…
